
Bugün öyle ki, güneşin anlında yürüdüğünüzde önünüze gölge düşmesini beklersiniz ama o gölge hiç düşmez. Ne arkanıza düşer ne de önünüze sanki gölgenizi aramak için yürürsünüz… Öyle başlayan bir gün. Koşuşturmaca içerisindeki düşünceleri arındırma çabasından başka birşey olamaz. Bu denli, karamsar olmanın ne anlamı var hala gülen ve eğlenen insanlar var. İşte bu yüzden hala karamasar olmak için bir çok neden var… Nedenler, kimse söyleyemez.
Dakika ya da saniyelerle kaçırılan bir vapur. Elinde jeton öylece vapurun kalkmasını izlersin. Kaçırılan bir vapur aynı zamanda Büyük Ada’da kaçırılan bir nikah. Evet evlenen birinin nikahına bir dakikayla kaçırma sorunu. Yani hani nikaha üç saat olsada vapuru bir dakikayla kaçırma durumu nikahında bir dakikayla kaçırılma durumu olacakken çevreden duyulan bir kaç ulaşım ihtimaliyle; önce Beşiktaş, oradan Üsküdar, sonra Kadıköy, oradan da Bostancı ve en son Bostancı’dan Büyük Ada vapuruna yetişme. Böylece, nikah kafilesiyle aynı anda adaya ayak basma. İşte bütün mesele bu.
Çok güzel bir eylemceydi yaşamları onlar için, hep o eylemce eğlence olarak devinsin.
Hani sonrasında, geri dönüş yolunda; yolunda demek pek bir garip oldu ama. 20:00 vapurunda, pardon mülteci nakletme vapurunda göt göte İstanbul’a varmak isteyen yüzlerce belki bin küsür kişi direndi, sloganlar attı. ” Ek sefer koy İdo” diye. Hani şu bildiğimiz “yarrağımı ye fener” melodisiyle. Hani o rüzgarı yedikten sonra, motorların olduğu şu alt, penceresiz kısma indik. Orası biraz daha sıcak ve mazot kokuluydu. Orada biraz kestirdim, sonra birden yeniden akşam saat onda kabataşa ve sıcak mutlu evimize geri dönebildik.
Tartışma
Henüz yorum yapılmamış.