//
you're reading...
Fotoğraf

Gölgelerde İstanbul-Kent

Gölgelerde İstanbul

Nazım Hikmet Ran şiirlerine fotoğraf çekmek belki benim harcım değil ama harcım olan birşey var; fotoğraflarımı o şiirlere adamak.

Memleketimden bir insanın gözlerinden gördüm bu manzarayı, bir hastanenin üst katlarından bir hastanın penceresinden görünendi. Hastaneyi ya da hastayı çekmek değil bana kalırsa o acıyı anlatmak. Bir hastanın gözünden hasta bir şehri gösterebilmek önemli. Ne kadar iyi gösterdim bilmiyorum ama. Filmi banyodan çıktığında da aynı heycandaydım.

(Fotoğrafın az biraz büyüğü için üzerine tıklayın)



Haydarpaşa garında
1941 baharında
	saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş
		       yorgunluk ve telâş
Bir adam
      merdivenlerde duruyor
		bir şeyler düşünerek.
Zayıf.
Korkak.
Burnu sivri ve uzun
yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam
	       -Galip Usta-
		tuhaf şeyler düşünmekle
				meşhurdur:
"Kâat helvası yesem her gün" diye düşündü
			5 yaşında.
"Mektebe gitsem" diye düşündü
	              10 yaşında.
"Babamın bıçakçı dükkânından
Akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü
                                                    11 yaşında.
"Sarı iskarpinlerim olsa
kızlar bana baksalar" diye düşündü
		  15 yaşında.
"Babam neden kapattı dükkânını?"
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına"
		      diye düşündü
	                      16 yaşında.
"Gündeliğim artar mı?" diye düşündü
		    20 yaşında.
"Babam ellisinde öldü,
ben de böyle tez mi öleceğim?"
		diye düşündü
		21 yaşındayken.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
                         22 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
	         23 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
	         24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
	         50 yaşına kadar.
51 yaşında "İhtiyarladım" dedi,
                  "babamdan bir yıl fazla yaşadım."
Şimdi 52 yaşındadır.
İşsizdir.
Şimdi merdivenlerde durup
		kaptırmış kafasını
			düşüncelerin en tuhafına:
"Kaç yaşında öleceğim?
Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"
                                                   diye düşünüyor.
Burnu sivri ve uzun.
Yanaklarının üstü çopur.

Denizde balık kokusuyla
Döşemelerde tahtakurularıyla gelir
		        Haydarpaşa garında bahar
Sepetler ve heybeler
	merdivenlerden inip
		merdivenlerden çıkıp
			merdivenlerde duruyorlar.

Nazım Hikmet Ran - Memleketimden İnsan Manzaralarından


Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.